79. Nâziât

46 Ayet · 1 analyzed · ← → keyboard nav

النازعات An-Nazi'at · 46 Ayet · Mekkî · Nüzul sırası: 81
Öne çıkan boyutlar: Fiil 90%Hayretler 80%Keyf 80%Uyarı 80%Hikmetler 80%
İ 0.20 ▼
وَٱلنَّـٰزِعَـٰتِ غَرْقًا
Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,
▼
وَٱلنَّـٰشِطَـٰتِ نَشْطًا
Usulcacık çekenlere,
▼
وَٱلسَّـٰبِحَـٰتِ سَبْحًا
Yüzüp yüzüp gidenlere,
▼
فَٱلسَّـٰبِقَـٰتِ سَبْقًا
Yarışıp geçenlere,
▼
فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًا
Derken bir iş çevirenlere kasem olsun (ki kıyamet var).
▼
يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ
O gün deprem sarsar,
▼
تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ
Onu ikinci bir sarsıntı izler.
▼
قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ
Yürekler vardır, o gün kaygıdan hoplar.
▼
أَبْصَـٰرُهَا خَـٰشِعَةٌ
Gözler kalkmaz saygıdan.
▼
يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ
Diyorlar ki: "Biz tekrar eski halimize mi döndürülecekmişiz?
▼
أَءِذَا كُنَّا عِظَـٰمًا نَّخِرَةً
"Biz, çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"
▼
قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ
"Öyleyse bu çok zararlı bir dönüştür." dediler.
▼
فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ
Fakat o bir tek haykırıştır.
▼
فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ
Bir de bakarsın hepsi meydandadır.
▼
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ
Musa'nın haberi sana geldi mi?
▼
إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى
Hani Rabbi ona kutsal vaadi Tuva'da seslenmişti:
▼
ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ
"Haydi, demişti, git Firavun'a, çünkü o çok azdı."
▼
فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ
De ki: İster misin arınasın?
▼
وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ
Seni Rabbinin yoluna ileteyim de ondan korkasın.
▼
فَأَرَىٰهُ ٱلْـَٔايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ
Musa Firavun'a o büyük mucizeyi gösterdi.
▼
فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ
Fakat Firavun yalanladı, karşı geldi.
▼
ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ
Sonra koşarak dönüp gitti.
▼
فَحَشَرَ فَنَادَىٰ
Derken adamlarını topladı da bağırdı:
▼
فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ
"Ben sizin en yüce Rabbinizim" dedi.
▼
فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ
Allah da onu tuttu, dünya ve ahiret azabıyla yakalayıverdi.
▼
إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَىٰٓ
Kuşkusuz bunda, saygı duyacaklar için bir ibret vardır.
▼
ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ ۚ بَنَىٰهَا
Yaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? Onu Allah bina etti.
▼
رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا
Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu.
▼
وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا
Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı.
▼
وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ
Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.
▼
أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا
Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.
▼
وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا
Dağlarını oturttu.
▼
مَتَـٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ
Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.
▼
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ
Fakat o her şeyi bastıran büyük felaket geldiği vakit,
▼
يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَـٰنُ مَا سَعَىٰ
O, insanın neyin peşinde koştuğunu anladığı gün,
▼
وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ
Gören kimseler için cehennem hortlatıldığı vakit,
▼
فَأَمَّا مَن طَغَىٰ
Artık her kim azgınlık etmiş,
▼
وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا
Ve dünya hayatını tercih etmişse,
▼
فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ
Kuşkusuz onun varacağı yer cehennemdir.
▼
وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ
Kim de Rabbinin divanında durmaktan korkmuş, nefsini boş heveslerden menetmiş ise,
▼
فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ
Kuşkusuz onun varacağı yer cennettir.
▼
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا
Sana o kıyameti soruyorlar, ne zaman kopacak diye.
▼
فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ
Sen nerde, onu anlatmak nerde?!
▼
إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ
Onun son ilmi Rabbine aittir.
▼
إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا
Sen ancak ondan korkacak olanları uyarıcısın.
▼
كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا
Onlar o kıyameti görecekleri gün sanki dünyada bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler.