78. Nebe'

40 Ayet · 1 analyzed · ← → keyboard nav

النبأ An-Naba · 40 Ayet · Mekkî · Nüzul sırası: 80
Öne çıkan boyutlar: Zâhirî 90%Fiil 80%İzâfe 80%Sırlar 80%Zihnî 80%
İ 0.40 ▼
عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ
Birbirlerine neyi soruyorlar?
▼
عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ
O büyük haberden (kıyametten) mi?
▼
ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ
Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.
▼
كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
Hayır, ilerde bilecekler.
▼
ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
Hayır hayır, ilerde bilecekler.
▼
أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَـٰدًا
Biz yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?
▼
وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًا
Dağları da birer kazık kılmadık mı?
▼
وَخَلَقْنَـٰكُمْ أَزْوَٰجًا
Sizleri çift çift yarattık.
▼
وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا
Uykunuzu bir dinlenme yaptık.
▼
وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًا
Geceyi bir örtü yaptık.
▼
وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًا
Gündüzü de bir geçim zamanı yaptık.
▼
وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا
Üstünüze yedi sağlam bina (gök) çattık.
▼
وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا
İçlerine ışık saçan bir kandil astık.
▼
وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءً ثَجَّاجًا
Yoğunlaşmış bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik.
▼
لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّا وَنَبَاتًا
Onunla taneler ve otlar çıkaralım diye.
▼
وَجَنَّـٰتٍ أَلْفَافًا
Ve sarmaş dolaş bağlar bahçeler (çıkaralım diye).
▼
إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَـٰتًا
Kuşkusuz o hüküm günü kararlaştırılmış bir vakit olmuştur.
▼
يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا
O gün Sûr'a üflenir, bölük bölük gelirsiniz.
▼
وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًا
Gök de açılmış, kapı kapı olmuştur.
▼
وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا
Dağlar yürütülmüş, serap olmuştur.
▼
إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا
Kuşkusuz Cehennem gözetleme yeri olmuştur.
▼
لِّلطَّـٰغِينَ مَـَٔابًا
Azgınlar için son varılacak yer olmuştur.
▼
لَّـٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًا
Orada çağlarca kalacaklardır.
▼
لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا
Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de içecek bir şey.
▼
إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا
Ancak bir kaynar su ve irin (içecekler).
▼
جَزَآءً وِفَاقًا
Bir ceza ki tam yaptıklarına uygun.
▼
إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًا
Çünkü onlar hiçbir hesap ummazlardı.
▼
وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا كِذَّابًا
Âyetlerimizi yalanlaya yalanlaya tam bir yalancı olmuşlardı.
▼
وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَـٰهُ كِتَـٰبًا
Biz ise herşeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz.
▼
فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا
(Onlara): "Şimdi tadın (cezanızı). Artık size azabınızı artırmaktan başka bir şey yapmayacağız" (denir).
▼
إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا
Kuşkusuz takva sahipleri için bir kurtuluş var.
▼
حَدَآئِقَ وَأَعْنَـٰبًا
Bahçeler var, bağlar var.
▼
وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا
Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var.
▼
وَكَأْسًا دِهَاقًا
Dopdolu kadehler var.
▼
لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّٰبًا
Orada ne boş bir söz işitirler, ne de bir yalan.
▼
جَزَآءً مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًا
(Bunlar) Rabbinden yeterli bir bağış olarak (verilir).
▼
رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَـٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا
O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Rahmân'dır. Hiç kimse ondan bir hitaba mâlik olamaz.
▼
يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ صَفًّا ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابًا
O gün Ruh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahmân'ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.
▼
ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا
İşte bu hak gündür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.
▼
إِنَّآ أَنذَرْنَـٰكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَـٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا
Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: "Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım."