DerinArama
⌂
Ana Sayfa
🕯️
Tedebbür
۞
Keşif Akışı
💫
Tefekkür
🪞
Aynalar
📖
Rahle
⋮
TR
TR
EN
عر
☀
Giriş
← Ana Sayfa
← Mülk
Hâkka →
68. Kalem
52 Ayet · 1 analyzed · ← → keyboard nav
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
القلم
Al-Qalam
·
52 Ayet
·
Mekkî
·
Nüzul sırası: 2
Öne çıkan boyutlar:
Zâhirî
90%
Milk
90%
Hattî
90%
Hayretler
80%
Fiil
80%
68:1
İ 0.20
▼
نٓ ۚ وَٱلْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ
Nûn, Kaleme ve yazdıklarına andolsun.
68:2
▼
مَآ أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ
Sen Rabbinin nimetiyle mecnun değilsin.
68:3
▼
وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍ
Kuşkusuz senin için tükenmez bir ecir var.
68:4
▼
وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ
Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.
68:5
▼
فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ
Sen de göreceksin, onlar da görecek.
68:6
▼
بِأَييِّكُمُ ٱلْمَفْتُونُ
Hanginizde imiş o fitne ve cinnet.
68:7
▼
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ
Doğrusu Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilendir. Hidayete ereni de en iyi bilen O'dur.
68:8
▼
فَلَا تُطِعِ ٱلْمُكَذِّبِينَ
O halde, yalanlayıcılara itaat etme.
68:9
▼
وَدُّوا۟ لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ
Onlar istediler ki yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.
68:10
▼
وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَّهِينٍ
Şunların hiçbirine boyun eğme: Yemin edip duran aşağılık,
68:11
▼
هَمَّازٍ مَّشَّآءٍۭ بِنَمِيمٍ
Daima kusur arayıp kınayan, hep lâf götürüp getiren,
68:12
▼
مَّنَّاعٍ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ
Hayra engel olan, saldırgan, günahkâr,
68:13
▼
عُتُلٍّۭ بَعْدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ
Kaba ve haşin, sonra da kötülükle damgalı,
68:14
▼
أَن كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ
Mal ve oğulları var diye (böyle davranır).
68:15
▼
إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَـٰتُنَا قَالَ أَسَـٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
Kendisine âyetlerimiz okunduğunda: "Eskilerin masalları" der.
68:16
▼
سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلْخُرْطُومِ
Yakında biz onu hortumunun (burnunun) üzerinden damgalayacağız.
68:17
▼
إِنَّا بَلَوْنَـٰهُمْ كَمَا بَلَوْنَآ أَصْحَـٰبَ ٱلْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا۟ لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ
Biz onlara da belâ verdik, bahçe sahiplerine verdiğimiz gibi. Hani onlar sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.
68:18
▼
وَلَا يَسْتَثْنُونَ
İstisna da etmiyorlardı ("inşaallah" demiyorlardı).
68:19
▼
فَطَافَ عَلَيْهَا طَآئِفٌ مِّن رَّبِّكَ وَهُمْ نَآئِمُونَ
Fakat onlar uyurken dolaşıcı bir belâ onu sardı da,
68:20
▼
فَأَصْبَحَتْ كَٱلصَّرِيمِ
Bahçe simsiyah kesiliverdi.
68:21
▼
فَتَنَادَوْا۟ مُصْبِحِينَ
Derken sabahleyin birbirlerine seslendiler:
68:22
▼
أَنِ ٱغْدُوا۟ عَلَىٰ حَرْثِكُمْ إِن كُنتُمْ صَـٰرِمِينَ
"Haydi, devşirecekseniz erkenden ekininize gidin" diye.
68:23
▼
فَٱنطَلَقُوا۟ وَهُمْ يَتَخَـٰفَتُونَ
Derken fırladılar, aralarında fısıldaşıyorlardı.
68:24
▼
أَن لَّا يَدْخُلَنَّهَا ٱلْيَوْمَ عَلَيْكُم مِّسْكِينٌ
"Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın" diyorlardı.
68:25
▼
وَغَدَوْا۟ عَلَىٰ حَرْدٍ قَـٰدِرِينَ
(Zanlarınca yoksulları) engellemeye güçleri yeterek erkenden gittiler.
68:26
▼
فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوٓا۟ إِنَّا لَضَآلُّونَ
Fakat bahçeyi gördüklerinde: "Biz herhalde yanlış gelmişiz" dediler.
68:27
▼
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
"Yok, biz mahrum edilmişiz." (dediler).
68:28
▼
قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ
İçlerinde en makul olanı şöyle dedi: "Ben size Rabbinizi tesbih etsenize dememiş miydim?"
68:29
▼
قَالُوا۟ سُبْحَـٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ
"Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zalimler imişiz." (dediler).
68:30
▼
فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَلَـٰوَمُونَ
Ardından suçu birbirlerine yüklemeye başladılar.
68:31
▼
قَالُوا۟ يَـٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَـٰغِينَ
Yazıklar olsun bize, dediler, biz azgınlarmışız.
68:32
▼
عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبْدِلَنَا خَيْرًا مِّنْهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ
Ola ki Rabbimiz bize onun yerine daha hayırlısını verir. Biz Rabbimize yönelir, ondan umarız.
68:33
▼
كَذَٰلِكَ ٱلْعَذَابُ ۖ وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَكْبَرُ ۚ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ
İşte azap böyledir. Elbette ahiret azabı daha büyüktür. Fakat bilselerdi.
68:34
▼
إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Kuşkusuz korunanlar için de, Rableri katında nimetleri bol bahçeler vardır.
68:35
▼
أَفَنَجْعَلُ ٱلْمُسْلِمِينَ كَٱلْمُجْرِمِينَ
Öyle ya, teslimiyet gösterenleri suçlular gibi tutar mıyız hiç?
68:36
▼
مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
Neyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz?
68:37
▼
أَمْ لَكُمْ كِتَـٰبٌ فِيهِ تَدْرُسُونَ
Yoksa size ait bir kitap var da onda mı okuyorsunuz?
68:38
▼
إِنَّ لَكُمْ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ
O kitapta, "beğendiğiniz her şey sizindir" diye mi yazılı?
68:39
▼
أَمْ لَكُمْ أَيْمَـٰنٌ عَلَيْنَا بَـٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۙ إِنَّ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَ
Yoksa, "ne hükmederseniz mutlaka sizindir" diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var?
68:40
▼
سَلْهُمْ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ
Sor bakalım onlara, içlerinden ona kefil hangisi?
68:41
▼
أَمْ لَهُمْ شُرَكَآءُ فَلْيَأْتُوا۟ بِشُرَكَآئِهِمْ إِن كَانُوا۟ صَـٰدِقِينَ
Yoksa ortakları mı var onların? Doğru iseler ortaklarını getirsinler.
68:42
▼
يَوْمَ يُكْشَفُ عَن سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ
O gün işler zorlaşır ve secdeye davet edilirler. Fakat güç yetiremezler.
68:43
▼
خَـٰشِعَةً أَبْصَـٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ۖ وَقَدْ كَانُوا۟ يُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمْ سَـٰلِمُونَ
Gözleri düşük bir halde kendilerini bir zillet kaplar. Oysa onlar sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı.
68:44
▼
فَذَرْنِى وَمَن يُكَذِّبُ بِهَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ ۖ سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ
Bu sözü yalanlayanı bana bırak. Onları bilmedikleri yönden derece derece azaba yaklaştıracağız.
68:45
▼
وَأُمْلِى لَهُمْ ۚ إِنَّ كَيْدِى مَتِينٌ
Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim tuzağım sağlamdır.
68:46
▼
أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُونَ
Yoksa onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?
68:47
▼
أَمْ عِندَهُمُ ٱلْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ
Yoksa gayb onların yanlarında da onlar mı yazıyorlar?
68:48
▼
فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلْحُوتِ إِذْ نَادَىٰ وَهُوَ مَكْظُومٌ
Rabbinin hükmüne sabret, balık sahibi gibi olma. Hani o öfkeye boğulmuş da nida etmişti.
68:49
▼
لَّوْلَآ أَن تَدَٰرَكَهُۥ نِعْمَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ
Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasaydı, elbette kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.
68:50
▼
فَٱجْتَبَـٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ
Fakat Rabbi onu seçti de iyilerden kıldı.
68:51
▼
وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَـٰرِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا۟ ٱلذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجْنُونٌ
O kafirler Kur'ân'ı işittikleri zaman neredeyse seni gözleri ile devireceklerdi. Bir de durmuşlar "o bir deli" diyorlar.
68:52
▼
وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَـٰلَمِينَ
Halbuki o âlemler için bir öğüttür.
← 67. Mülk
All Surahs
69. Hâkka →