89. Fecr

30 Ayet · 1 analyzed · ← → keyboard nav

الفجر Al-Fajr · 30 Ayet · Mekkî · Nüzul sırası: 10
Öne çıkan boyutlar: Zâhirî 90%Hayretler 80%Keyf 80%Lafzî 80%Mata 80%
İ 0.20 ▼
وَٱلْفَجْرِ
Andolsun fecre.
▼
وَلَيَالٍ عَشْرٍ
On geceye (Zilhicce ayının ilk on gecesine).
▼
وَٱلشَّفْعِ وَٱلْوَتْرِ
Çifte ve teke.
▼
وَٱلَّيْلِ إِذَا يَسْرِ
Gitmekte olan geceye.
▼
هَلْ فِى ذَٰلِكَ قَسَمٌ لِّذِى حِجْرٍ
Nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi?
▼
أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ
Görmedin mi Rabbin ne yaptı Âd kavmine?
▼
إِرَمَ ذَاتِ ٱلْعِمَادِ
Sütunlar sahibi İrem'e?
▼
ٱلَّتِى لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِى ٱلْبِلَـٰدِ
Ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.
▼
وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُوا۟ ٱلصَّخْرَ بِٱلْوَادِ
Vâdide kayaları yontan Semud kavmine?
▼
وَفِرْعَوْنَ ذِى ٱلْأَوْتَادِ
Kazıklar sahibi (güçlü, kuvvetli) Firavun'a?
▼
ٱلَّذِينَ طَغَوْا۟ فِى ٱلْبِلَـٰدِ
Bunlar ülkelerde azmışlardı.
▼
فَأَكْثَرُوا۟ فِيهَا ٱلْفَسَادَ
Oralarda çok bozgunculuk yapmışlardı.
▼
فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ
Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı.
▼
إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلْمِرْصَادِ
Kuşkusuz Rabbin her an gözetlemededir.
▼
فَأَمَّا ٱلْإِنسَـٰنُ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكْرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَكْرَمَنِ
Ama insan, her ne zaman Rabbi onu sınayıp da ikramda bulunur, nimet verirse, "Rabbim bana ikram etti." der.
▼
وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَهَـٰنَنِ
Ama her ne zaman da sınayıp rızkını daraltırsa, o vakit de, "Rabbim beni zillete düşürdü." der.
▼
كَلَّا ۖ بَل لَّا تُكْرِمُونَ ٱلْيَتِيمَ
Hayır hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.
▼
وَلَا تَحَـٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
Birbirinizi yoksulu yedirmeye teşvik etmiyorsunuz.
▼
وَتَأْكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكْلًا لَّمًّا
Oysa mirası öyle bir yiyorsunuz ki, haramhelal gözetmeden.
▼
وَتُحِبُّونَ ٱلْمَالَ حُبًّا جَمًّا
Malı öyle bir seviyorsunuz ki, yığmacasına.
▼
كَلَّآ إِذَا دُكَّتِ ٱلْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا
Hayır hayır, yer birbiri ardınca sarsılıp dümdüz olduğu zaman,
▼
وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا
Rabbinin emri gelip melekler sıra sıra dizildiği zaman,
▼
وَجِا۟ىٓءَ يَوْمَئِذٍۭ بِجَهَنَّمَ ۚ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَـٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكْرَىٰ
Ki cehennem de o gün getirilmiştir. İşte o gün insan anlar. Fakat bu anlamanın ona ne yararı var?
▼
يَقُولُ يَـٰلَيْتَنِى قَدَّمْتُ لِحَيَاتِى
"Keşke hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim." der.
▼
فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٌ
Artık o gün Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.
▼
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٌ
Onun vuracağı bağı kimse vuramaz.
▼
يَـٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفْسُ ٱلْمُطْمَئِنَّةُ
Ey, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis!
▼
ٱرْجِعِىٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً
Hem hoşnut edici, hem de hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön.
▼
فَٱدْخُلِى فِى عِبَـٰدِى
Kullarımın arasına gir.
▼
وَٱدْخُلِى جَنَّتِى
Cennetime gir.