83. Mutaffifîn

36 Ayet · 1 analyzed · ← → keyboard nav

المطففين Al-Mutaffifin · 36 Ayet · Mekkî · Nüzul sırası: 86
Öne çıkan boyutlar: Ahlâkî 90%Uyarı 90%Zâhirî 90%Fiil 80%Keyf 80%
▼
وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ
Eksik ölçüp tartanların vay haline!
▼
ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ
Onlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler.
▼
وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ
Kendileri başkalarına bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik ölçer ve tartarlar.
▼
أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ
Onlar tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı?
▼
لِيَوْمٍ عَظِيمٍ
Büyük bir gün için.
▼
يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
Öyle bir gün ki, insanlar o gün Rabblerinin huzurunda divan duracaklar.
▼
كَلَّآ إِنَّ كِتَـٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍ
Hayır hayır, kötülerin yazısı muhakkak Siccin'dedir.
▼
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌ
Bildin mi sen, Siccin nedir?
▼
كِتَـٰبٌ مَّرْقُومٌ
Yazılmış bir kitaptır o.
▼
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
Vay haline yalanlayanların o gün!
▼
ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
Onlar ceza gününü yalanlayanlardır.
▼
وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ
Onu ancak sınırı aşan ve günaha düşkün olanlar yalanlar.
▼
إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَـٰتُنَا قَالَ أَسَـٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, "eskilerin masalları" der.
▼
كَلَّا ۖ بَلْ ۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
Hayır hayır, öyle değil. Aksine onların kazandığı günahlar kalplerinin üzerine pas olmuştur.
▼
كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّمَحْجُوبُونَ
Hayır hayır, doğrusu onlar o gün Rablerini görmekten mahrumdurlar.
▼
ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ
Sonra onlar muhakkak cehenneme girecekler.
▼
ثُمَّ يُقَالُ هَـٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
Sonra da onlara: "İşte bu, yalanlayıp durduğunuz şeydir" denilecek.
▼
كَلَّآ إِنَّ كِتَـٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ
Hayır hayır, iyilerin yazısı muhakkak Illiyyîn'dedir.
▼
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ
Bildin mi sen, Illiyyîn nedir?
▼
كِتَـٰبٌ مَّرْقُومٌ
Yazılmış bir kitaptır o.
▼
يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ
Allah'a yaklaştırılmış melekler ona tanık olurlar.
▼
إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ
Haberiniz olsun ki, iyiler nimet içindedir.
▼
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
Tahtlar üzerinde etrafa bakarlar.
▼
تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ
Yüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün.
▼
يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍ مَّخْتُومٍ
Onlara damgalı saf bir içki sunulur.
▼
خِتَـٰمُهُۥ مِسْكٌ ۚ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَـٰفِسُونَ
Onun sonu misktir. İşte ona imrensin artık imrenenler.
▼
وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ
Karışımı Tesnim'dendir (En üstün cennet şarabındandır).
▼
عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ
Allah'a yakın olanların içecekleri bir kaynaktır o.
▼
إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ
Doğrusu o suç işleyenler inananlara gülüyorlardı.
▼
وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ
Onlara uğradıkları vakit birbirlerine göz kırpıyorlardı.
▼
وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ
Evlerine döndükleri zaman zevklenerek dönüyorlardı.
▼
وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ
Müminleri gördükleri vakit; "işte bunlar sapıklar" diyorlardı.
▼
وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَـٰفِظِينَ
Oysa onlar müminler üzerine bekçi olarak gönderilmemişlerdi.
▼
فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ
İşte bugün de inananlar kâfirlere gülecek.
▼
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
Koltuklar üzerinde etrafa bakacaklar.
▼
هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ
Nasıl, kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı?