DerinArama
⌂
Ana Sayfa
🕯️
Tedebbür
۞
Keşif Akışı
💫
Tefekkür
🪞
Aynalar
📖
Rahle
⋮
TR
TR
EN
عر
☀
Giriş
← Ana Sayfa
← Rahmân
Hadîd →
56. Vâkıa
96 Ayet · 1 analyzed · ← → keyboard nav
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
الواقعة
Al-Waqi'ah
·
96 Ayet
·
Mekkî
·
Nüzul sırası: 46
Öne çıkan boyutlar:
Hayretler
90%
Fiil
90%
Zâhirî
90%
Mata
90%
Hakîkî
90%
56:1
İ 0.30
▼
إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ
Olacak vak'a olduğu zaman
56:2
▼
لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ
Onun oluşunu yalanlayacak kimse yoktur.
56:3
▼
خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ
O, alçaltıcıdır, yükselticidir.
56:4
▼
إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّا
Yer şiddetle sarsıldığı
56:5
▼
وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّا
Dağlar serpildikçe serpildiği
56:6
▼
فَكَانَتْ هَبَآءً مُّنۢبَثًّا
Dağılıp toz duman haline geldiği
56:7
▼
وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًا ثَلَـٰثَةً
Ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman
56:8
▼
فَأَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ
Sağın adamları (var ya) ne mutludurlar onlar!
56:9
▼
وَأَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ
Solun adamları ise ne uğursuzdurlar onlar!
56:10
▼
وَٱلسَّـٰبِقُونَ ٱلسَّـٰبِقُونَ
Önde olanlar (var ya), onlar öncüdürler.
56:11
▼
أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ
İşte o yaklaştırılanlar,
56:12
▼
فِى جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Nimet cennetlerindedirler.
56:13
▼
ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ
Çoğu önceki ümmetlerden,
56:14
▼
وَقَلِيلٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ
Birazı da sonrakilerden.
56:15
▼
عَلَىٰ سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ
(Onlar) cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler.
56:16
▼
مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَـٰبِلِينَ
Karşılıklı olarak onların üzerinde yaslanırlar.
56:17
▼
يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ
Çevrelerinde, ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dolaşırlar.
56:18
▼
بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ
Kaynağından doldurulmuş, testiler, ibrikler ve kadehlerle.
56:19
▼
لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ
Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.
56:20
▼
وَفَـٰكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ
Beğendikleri meyvalar,
56:21
▼
وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ
Canlarının çektiği kuş etleri,
56:22
▼
وَحُورٌ عِينٌ
İri gözlü hûriler,
56:23
▼
كَأَمْثَـٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ
Saklı inciler gibi,
56:24
▼
جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
Yaptıklarına karşılık olarak verilir.
56:25
▼
لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا
Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.
56:26
▼
إِلَّا قِيلًا سَلَـٰمًا سَلَـٰمًا
Duydukları söz, yalnız "selam", "selam" dır.
56:27
▼
وَأَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ
Sağın adamları, nedir o sağın adamları!
56:28
▼
فِى سِدْرٍ مَّخْضُودٍ
Dalbastı kirazlar,
56:29
▼
وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ
Meyva dizili muzlar,
56:30
▼
وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ
Uzamış gölgeler,
56:31
▼
وَمَآءٍ مَّسْكُوبٍ
Fışkıran sular.
56:32
▼
وَفَـٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ
Pek çok meyva arasında,
56:33
▼
لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ
Tükenmeyen ve yasaklanmayan
56:34
▼
وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ
Ve yükseltilmiş döşekler üstündedirler.
56:35
▼
إِنَّآ أَنشَأْنَـٰهُنَّ إِنشَآءً
Biz kadınları yeniden inşa ettik (yarattık).
56:36
▼
فَجَعَلْنَـٰهُنَّ أَبْكَارًا
Onları bâkireler yaptık.
56:37
▼
عُرُبًا أَتْرَابًا
Hep yaşıt sevgililer,
56:38
▼
لِّأَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ
Sağın adamları içindir.
56:39
▼
ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ
Bir çoğu öncekilerdendir.
56:40
▼
وَثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ
Bir çoğu da sonrakilerdendir.
56:41
▼
وَأَصْحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ
Solun adamları, nedir o solcular!
56:42
▼
فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ
İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar şu içinde,
56:43
▼
وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ
Kapkara dumandan bir gölge altındadırlar.
56:44
▼
لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ
Ki ne serindir, ne de faydalı.
56:45
▼
إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ
Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefâhete dalmışlardı.
56:46
▼
وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ
Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.
56:47
▼
وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ
Ve diyorlardı ki: "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?"
56:48
▼
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ
"Önceki atalarımızda mı?"
56:49
▼
قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْـَٔاخِرِينَ
De ki: "Öncekiler ve sonrakiler"
56:50
▼
لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَـٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ
"Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır."
56:51
▼
ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ
Sonra siz, ey sapık yalanlayıcılar!
56:52
▼
لَـَٔاكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ
Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.
56:53
▼
فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ
Karınlarınızı hep onunla dolduracaksınız.
56:54
▼
فَشَـٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ
Üstüne de kaynar su içeceksiniz.
56:55
▼
فَشَـٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ
Susuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz.
56:56
▼
هَـٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ
İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur.
56:57
▼
نَحْنُ خَلَقْنَـٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ
Biz sizi yarattık; tasdik etmeniz gerekmez mi?
56:58
▼
أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ
Attığınız meniyi gördünüz mü?
56:59
▼
ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَـٰلِقُونَ
Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?
56:60
▼
نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ
Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez.
56:61
▼
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَـٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ
Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışta tekrar var edelim diye (böyle yapıyoruz).
56:62
▼
وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ
Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?
56:63
▼
أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ
Ektiğinizi gördünüz mü?
56:64
▼
ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ
Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
56:65
▼
لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَـٰهُ حُطَـٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ
Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık. Hayret eder dururdunuz.
56:66
▼
إِنَّا لَمُغْرَمُونَ
"Doğrusu borç altına girdik."
56:67
▼
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
"Doğrusu, biz yoksul bırakıldık" (derdiniz).
56:68
▼
أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ
İçtiğiniz suya baktınız mı?
56:69
▼
ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ
Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?
56:70
▼
لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَـٰهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ
Dileseydik onu tuzlu yapardık. O halde şükretseniz ya!
56:71
▼
أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ
Yaktığınız ateşi gördünüz mü?
56:72
▼
ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ
Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?
56:73
▼
نَحْنُ جَعَلْنَـٰهَا تَذْكِرَةً وَمَتَـٰعًا لِّلْمُقْوِينَ
Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık.
56:74
▼
فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ
Öyleyse büyük Rabbinin adını yücelt.
56:75
▼
۞ فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ
Hayır, yıldızların yerlerine yemin ederim.
56:76
▼
وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ
Bilirseniz bu büyük bir yemindir.
56:77
▼
إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌ كَرِيمٌ
O, elbette şerefli bir Kur'ân'dır.
56:78
▼
فِى كِتَـٰبٍ مَّكْنُونٍ
Korunmuş bir kitaptadır.
56:79
▼
لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ
Ona temizlenenlerden başkası el süremez.
56:80
▼
تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
(O), âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.
56:81
▼
أَفَبِهَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ
Şimdi siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz?
56:82
▼
وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ
Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz?
56:83
▼
فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ
Can boğaza dayandığı zaman
56:84
▼
وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ
Ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.
56:85
▼
وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَـٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ
Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.
56:86
▼
فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ
Eğer cezalandırılmayacak iseniz,
56:87
▼
تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ
Onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.
56:88
▼
فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ
Fakat ölen kişiye gelince, eğer o rahmete yaklaştırılanlardan ise,
56:89
▼
فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ
Ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.
56:90
▼
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ
Eğer O, sağın adamlarından ise,
56:91
▼
فَسَلَـٰمٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ
"(Ey sağcı), sana sağcılardan selam!"
56:92
▼
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ
Ama yalanlayıcı sapıklardan ise;
56:93
▼
فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ
İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.
56:94
▼
وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ
Ve cehenneme atılma vardır.
56:95
▼
إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ
Kesin gerçek budur işte.
56:96
▼
فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ
Öyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et.
← 55. Rahmân
All Surahs
57. Hadîd →